Panik bozukluk nedir?

Dakikalar içinde doruğa ulaşan ve o sırada aşağıdaki belirtilerden dördünün (ya da daha çoğunun) ortaya çıktığı, birden yoğun bir korku ya da içsel bir sıkıntının bastırdığı bir durumdur:

Böyle bir durum kişinin dingin ya da kaygılı olduğu bir durumda birden bastırabilir.

1) Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artım olması,

2) Terleme,

3) Titreme ya da sarsılma,

4) Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları,

5) Soluğun kesilmesi,

6) Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi,

7) Bulantı ya da karın ağrısı,

8) Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,

9) Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma),

10) Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkuları,

11) Ölüm korkusu,

12) Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları),

13) Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları,

Panik bozukluk genel nüfusta %2.1-%4.7 oranında görülmektedir. Panik bozuklukta ortaya çıkan panik atak belirtisi sadece panik bozukluğa özgü olmayıp;  bir çok anksiyete bozukluğunun ortak bir belirtisidir. İnsanların üçte biri hayatlarının bir noktasında muhakkak en az bir tane olmak üzer panik atak yaşantısını deneyimlemişlerdir.  Panik bozukluğun başlangıç yaşı genelde 18 ile 30 yaşları arasında olmaktadır. Yaşlandıkça panik bozukluk dönemlerinin sıklığı azalmaktadır. 65 yaş ve üzerinde ise panik bozukluk nadiren görülmektedir.

Panik bozukluğun gelişimini açıklayan bir çok yaklaşım bulunmaktadır. Kişilerin mizaç özellikleri panik bozukluk gelişimine yatkınlığı artırabilmektedir. Bir mizaç özeliği olan nörotisizm;  kişilerin strese dayanma gücünün düşüklüğünü ve stresli olaylara aşırı tepki verme eğilimi anlamına gelmektedir. Nörotisizm mizaç özeliği olan kişiler, panik bozukluk geliştirmeye daha yatkın kişilerdir.

Çevresel faktörler ise  panik bozukluğunu tetikleyecek stresli yaşam olaylarını vurgulamaktadır. Kişinin  bir yakınının ölümü, yaşanmış ağır bir rahatsızlık, ayrılık veya işten atılma…  gibi yaşam olayları, stresli yaşam olaylarına örnek olarak verilebilir.

Genetik açıdan ise ailesinde panik bozukluk bulunan kişilerin, bulunmayan kişilere göre 3-17 kat daha fazla panik bozukluk gösterme eğiliminde olduğu görülmüştür.

Nörolojik olarak ise serotonini ve noradrenalin hormonlarının panik bozukluk gelişiminde etkili olduğu ve beynin korku ile ilgili bölümü olan amigdala aktivasyonuyla ilişkili olduğu görülmüştür.

Bilişsel davranışçı yaklaşım panik bozukluğun gelişme nedeninin kişilerin masum bedensel belirtileri (kalp atımının hızlanması) gerçekleşecek bir felaketin işareti gibi yorumlaması (kalp krizi) ve bunun sonucu kişinin kaygısının artması, kaygısı artıkça da bedensel belirtilerinin artması olduğunu vurgulamaktadır. Kişi bu döngüden çıkamadığı için ise panik bozukluk devam etmektedir.

Araştırmalar panik bozukluk tedavisinde en etkili yaklaşımın” Bilişsel Davranışçı Terapi” olduğunu göstermektedir.  “Bilişsel Davranışçı Terapi” panik atakları önlemekte kalmayıp, aynı zamanda panik ataklar arasındaki süreyi de uzattığı gösterilmiştir.

                       

Panik bozukluğun, tespiti ve tedavisi için “Bilişsel Davranışçı Terapi” uygulayan kliniğimize başvurabilirsiniz.

 

Yalnız değilsiniz.